ezeli rekabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ezeli rekabet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2014 Cumartesi

Metin Gibi; Lefter Gibi...

111 yıllık bir rekabettir bu... Holiganizmin, fanatizmin dışında, renklerin kardeşliğinin ne kadar güzel ve anlamlı olduğunu dostluk hikayelerine şahitlik ederek satır satır okuyun... 

galatasaray fenerbahçe ile ilgili görsel sonucu




Türk Futbol Tarihindeki İlk Derbi...

17 Ocak 1909 tarihinde, şimdiki Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu Stadı'nın bulunduğu ''Papazın Çayırı'' olarak adlandırılan yerde yapılan ve Galatasaray'ın 2-0 kazandığı özel maçla başladı ezeli rekabet... Ezeli rekabetin yeni başladığı bu dönemlerde Galatasaray ile Fenerbahçeli sporcular ortak kiraladıkları bir evde kalıyorlar ve beraber ava çıkıyorlardı.



İki takım sporcuları geceleri bir araya gelirler, sohbet ederlerdi. Yine bir gece sohbetin koyulaştığı sırada Ali Sami Yen, Fenerbahçelileri, "Yarın bizimle maçınız var. Gidin yatın ve dinlenin" diye uyardı.

23 Ocak 1925... Bir karşılaşmada Fenerbahçe penaltı kazanmıştı. Atış öncesinde stadın büyük balkon kısmı çöktü. Fenerbahçeli Cafer Çağatay, bunun üzerine penaltı atışında topu bilerek kaleci Ulvi Yanal’a teslim etti.




17 Kasım 1922... Bu tarihte Kadıköy’de ezeli rakiplerin maçı vardı. Maç öncesinde günlerce yağan yağmur sahayı adeta göle çevirmişti. Fenerbahçe kaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaray Kulübü’ne telefon ederek, "Saha çok kötü, maçı erteleyelim" dedi. Galatasaray kaptanı Necip Şahin, "Anamız bizi bugün için doğurdu. Galip Bey, gelip maçı oynayacağız" diye cevapladı. Galatasaray, Kadıköy’e gelip maça çıktı ve Fenerbahçe karşılaşmayı 3-0 kazandı.


İlgili resim



Spor tarihçilerinin derlemelerine göre, yine ezeli rakiplerin birbirleriyle yapacakları bir maç öncesinde, Fenerbahçe Başkaptanı Galip Kulaksızoğlu, Galatasaraylılara, "Oberle kardeşler hasta, Hasan da sakatlanmış. Sizi karşımızda eksik kadroyla görmek istemiyoruz. Dilerseniz maçı erteleyelim" diye haber göndererek, maçın ertelenebileceğini iletti. Fenerbahçe’nin bu önerisini kabul eden Galatasaray, oyuncuların iyileşmesinden sonra, 20 Ekim 1914’te yaptığı erteleme maçında sarı-lacivertli rakibini 6-1 yendi.




Fenerbahçe ile Galatasaray, 1934 yılında Türkiye’ye davet ettikleri yabancı takımlarla birer kez hazırlık maçı yaptıktan sonra, üçüncü maçı "Fenerbahçe-Galatasaray Karması" şeklinde oynadılar. Bu karmanın forması ise iki kulübün renklerinin karışımı olan lacivert, sarı ve kırmızıdan oluştu.



İlgili resim1959 yılı Profesyonel liglerin başladığı ilk sezondu. O güne değin amatörlükle profesyonelliğin içiçe yürüdüğü futbol artık tamamen profesyonel bir hale gelmişti. Ve bu lig mücadelesinin ilk etabı iki gruba ayrılan takımların mücedelesiyle başlamıştı. Galatasaray, Kırmızı Grupta birinci olurken Fenerbahçe ise Beyaz Grupta birinci olmayı başarmıştı. O günkü statüye göre gruplarında birinci olan takımların iki maç üzerinden oynadıkları final sonrasında şampiyon belirlenecekti. İki takım 10 Haziran 1959 günü Dolmabahçe Stadı’ında ilk maç için karşı karşıya geldiler. Tıklım tıklım tribünler önünde oynanan maçın 37. dakikasında Metin Oktay’ın çok sert bir şutu Fenerbahçe kalecisi Özcan Arkoç’u geçtikten sonra ağlara gidiyordu. Ancak bir müddet sonra topun kalenin arkasından dışarı çıktığı görüldü. Gol mü? aut muydu? Herkes birbirine bakarken topun ağları delerek dışarıya çıktığı anlaşıldı. Ve bu golle Galatasaray maçı 1-0 kazandı. 


lefter ile ilgili görsel sonucuSarı-kırmızılı ekibin 6 Kasım 2002’de, FB Şükrü Saracoğlu Stadı’nda ezeli rakibine 6-0’lık yenilgiyle tarihi hezimete uğradığı maçta, başkanlık sıfatıyla ilk Fenerbahçe derbisini izleyen Galatasaray Kulübü Başkanı rahmetli Özhan Canaydın’ın, rakibinin attığı golleri alkışlayarak Fenerbahçeli yöneticileri kutlaması, maça damgasını vurdu. Allah gani gani rahmet eylesin... Tüm ülke derbinin en farklı skorunun bu maçta alındığını düşünürken...

...Takvim yapraklarının 12 Şubat 1911'i gösterdiği, İstanbul'da çok şiddetli lodos yaşandığı ve deniz seferlerinin aksadığı bir günde oynanan "İstanbul Ligi" maçına Galatasaray 6, Fenerbahçe 10 kişilik kadrolarla çıkmışlar, maçın 10.dakikasında Küçük Ali (Galatasaray) maça yetişerek oyuna girmişti. İlk devrenin ortalarında Fenerbahçe kalecisi Ali Said sakatlanarak çıkmış ve maçın geri kalan kısmında Fenerbahçeliler sırayla kaleye geçmişlerdi. Galatasaray'ın 7, Fenerbahçe'nin 9 kişi tamamladığı bu maçı Galatasaray, ezeli rekabetin en farklı skoruyla kazanmıştı. Galatasaray'ın gollerinin dördünü Şehit Celâl İbrahim Bey, ikisini Emin Bülend Bey, birini de Şehit İdris Bey atmıştı.





13 Eylül 2012 Perşembe

GALATASARAY ... Bir Efsanenin Doğuş Hikayesi

Bir Galatasaraylı olarak taraftarı olduğum kulübün tarihine değinmek istiyorum biraz da... Bu yazımda ezeli rakiplerimiz, ebedi dostlarımıza ne bir dokundurma ne de ince bir alay söz konusu olacak. Sadece Galatasaray'ın doğuş hikayesiyle karşınızdayım...






Galatasaray Spor Kulübü, Türk Spor Tarihi'ndeki öncü olma özelliğini hiç kuşkusuz içinden doğduğu ve yine öncü bir kurum olan Galatasaray Lisesi'nden (Mektebi Sultani) almıştır. Okul ile kulüp arasındaki bu bağ, yadsınamayacak bir gerçeklik ve övünç kaynağıdır biz Galatasaraylılar için... Ancak bunu da çok az kişi bilir. Devlet adamı yetiştirmek amacıyla II.Beyazıt tarafından 1482'de kurulan mektep, adını kurulduğu bölgeden alır ve "Galata Sarayı" olarak anılmaya başlar.

Okul modern konumuna 1 Eylül 1868'de Sultan Abdülaziz döneminde kavuşur. Okul' un yeniden yapılanmasıyla birlikte, Türkiye'de de gerçek anlamıyla ilk sportif çalışmalar başlamış olur ve okulda Beden Eğitimi dersi jimnastikçi 'Monsieur Curel' tarafından eğitim programına konur. Bu atılımlar gerçekten bir devrim niteliği taşımaktadır aslında... Curel, modern aletler eşliğinde çalıştırdığı öğrencilerini sportif açıdan geliştirirken, 1870 yılında onlar için Kağıthane'de bir idman Bayramı düzenler. Etkinlikte başarı gösteren sporcular değişik ödül ve madalyalar kazanır ve yarışmaların sonunda öğrencilere "kuzulu pilav" ikram edilir. Bu da, sonraki yıllarda bir başka geleneğin başlangıcını oluşturur.

Curel'den sonra görevi devralan yabancı spor hocaları (M. Moiroux, Signor Martinetti, Stangali gibi), jimnastik ve atletizmin yanı sıra, değişik branşlara da eğilerek (yüzme, kürek, aletli jimnastik), bir ilki daha başlatmış olurlar. Bu çalışmaların ürünü çok geçmeden alınmaya başlanır ve adı Türk Spor Tarihi'ne altın harflerle yazılan Faik Üstünidman'ın yanı sıra, Binbaşı Mazhar Kazancı, Abdurrahman ve Ahmet Robenson kardeşler GS Lisesinde görev alıp, izcilik, tenis, hokey gibi spor dallarının öğrenciler arasında yaygınlaşmasını sağlarlar. Özellikle Üstünidman'ın ön ayak olmasıyla, öğrenciler futbolla tanışırlar. Ama oynanan futbol, bir kör dövüşünden farklı olmayan ve kural tanımayan bir koşuşturmayı andırmaktadır. Ama futbol lisenin Tören Kapısı'ndan adımını atmış ve tam bir salgına dönüşmüştür. 1901 yılında İstanbul'da yaşayan iki İngiliz, James La Fontaine ve Horace Armitage, Rum ve İngiliz oyunculardan oluşan Kadıköy Futbol Kulübü'nü kurmuşlar ama 1903'te takımdaki İngilizler bir anlaşmazlık sonucu ayrılarak Moda Kulübü'nü oluşturmuşlardır. 1904 yılında ise bu kulüpler, Imogen, Elpis, Strugglers takımlarıyla anlaşarak, İstanbul Futbol Birliği'ni hayata geçirmişler ve bugünkü Fenerbahçe Şükrü Saraçoğlu Stadı'nın yerinde bulunan "Union Club-İttihat Spor" sahasında düzenli karşılaşmalar yapmaya başlamışlardır. Görüldüğü gibi bu takımlar yabancı ya da azınlık takımlarıdır. Türk olmayan ekiplerin gerçekleştirdikleri bu ilk futbol karşılaşmaları, GS Liseli öğrencileri hem yakından ilgilendirir hem de çok üzer. Artık onların amacı, kendi futbol kulüplerini kurmak, ölesiye sevdikleri bu oyunun kurallarını "hatmetmek" ve yabancılarla boy ölçüşmektir.


"Türk Olmayan Takımları Yenmek"

Galatasaray Spor Kulübü'nün kurucusu Ali Sami Yen, "Ellinci Yıl" kitabında kuruluş öyküsünü şöyle anlatır: "1 Teşrin 1905'te mektebin beşinci sınıfında edebiyat muallimimiz merhum Mehmet Ata Bey'in dersi esnasında birkaç arkadaş baş başa vererek Galatasaray'da bir futbol kulübü kurmaya karar verdik. İlk müteşebbisler oyuna ve mücadeleye meyyal arkadaşlardan Asım Tevfik Sonumut, Reşat Şirvani, Cevdet Kalpakçıoğlu, Abidin Daver, Kamil... gibi gençlerdi. Mektepte tahsilde bulunan Bulgar ve Sırp talebesinden çevik ve kuvvetli olanlar da bize iltihak etmişlerdi. Asım'ı muhasebeciliğe, Cevdet'i ikinci reisliğe seçmiş, kendim de Reis olmuştum. Asım her hafta arkadaşlardan birer kuruş toplamakta mahir olduğu için kendisini muhasebeci yapmıştık. Ben Reisliği topu yağlayıp şişirmekle almıştım. Topumuza evladım gibi bakardım. Zaten varımız yoğumuz da toptu. Mektebe gelirken domuz sokağından geçer, domuz yağı alırdım. Topu onunla yağlar, şişirirdim; yamasını yeni pabucumdan kesmiştim. Bunu gören arkadaşlar, bana herkesten fazla paye vermişlerdi. Yani o zaman Reisliğe ve diğer vazifelere payeyi, en çok çalışan kazanırdı. Cevdet de ikinci Reisliği formaları yıkadığı için almıştı."


Ali Sami Yen Fotoğrafı
"Galata Sarayı Efendileri"

Kulübün adının Gloria (Zafer) ya da Audace (Cesaret) konulması yolunda görüşler ortaya atılmışsa da, sonuçta Galatasaray olmasında anlaşmaya varılmıştı. Araştırmacı Cem Atabeyoğlu, Galatasaray adının, bu takımın yaptığı ilk maçta Rum ekibini 2-0 yenerken, seyircilerin onlardan "Galata Sarayı efendileri" diye söz etmelerinden doğduğunu yazar. Bunun üzerine kurucular da ismi benimserler ve "Adımız Galata Sarayı olsun" derler.






"Efsane Kurucularımız"

1905'ten 1919'a kadar Galatasaray Spor Kulübü'ne Başkanlık yapan, mektebin 889 numaralı öğrencisi Ali Sami Yen, inci gibi elyazısıyla tuttuğu Galatasaray Terbiye-i Bedeniye Kulübü ıhsaiyet Defteri'nin (Sayım-İstatistik Defteri) 181 ve 182. sayfalarında kurucu 13 üyeyi şöyle sıralar: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülend Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-B. Nikolof; 6-Milo Bakiş; 7-Pol Bakiş; 8-Bekir Sıtkı Bircan; 9-Tahsin Nahit; 10-Reşat Şirvanizade; 11-Hüseyin Hüsnü; 12-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 13-Abidin Daver. 1905'te Osmanlı İmparatorluğu'nda bir dernekler yasası bulunmadığından, Galatasaray Spor Kulübü yasal olarak tescil edilme olanağını bulamamıştır. 1912 yılında Cemiyetler Kanunu çıkarıldıktan sonra, kulüp yasal bir kimlik kazandı. Yetkili makamlara kulüplerin tüzükleriyle birlikte, kurucu üyelerin ad ve adreslerinin de bildirilmesi zorunlu tutulduğundan, istifa eden ya da eğitimlerini tamamlayarak ülkelerine dönen üyeler ilk listeden çıkarılmış ve 1 Eylül 1913'te kurucu liste yeniden düzenlenmiştir. Kurucu üyelerin yeni sıralaması şöyle gerçekleşmiştir: 1-Ali Sami Yen; 2-Asım Sonumut; 3-Emin Bülend Serdaroğlu; 4-Celal İbrahim; 5-Bekir Sıtkı Bircan; 6-Reşat Şirvanizade; 7-Refik Cevdet Kalpakçıoğlu; 8-Abidin Daver.






"Sarı - Kırmızı Renkler Nereden Geldi?"





Galatasaray Spor Kulübü'nün ilk renkleri kırmızı-beyazdı. Bayrağımızın renklerinden esinlenerek seçilen bu renkler, dönemin baskıcı ve paranoyak yönetimi tarafından kuşkuyla karşılanmış ve futbolcular sıkı bir takibe alınmışlardı. Bu nedenle, sarı-siyah renkler gündeme gelmiş ama bunlar da kalıcı olmamış ve Galatasaray bugünkü renklerine kavuşmuştu. Bu renklerin öyküsünü Ali Sami Yen'den dinlemeli : "Birçok yerleri dolaştıktan sonra, nihayet Bahçekapı'daki Şişman Yanko'nun dükkanına gidilerek orada zarif iki yünlü kumaşa tesadüf ettik. Biri, vişneye çalan koyuca tatlı bir kırmızı, öteki de, içinde turuncudan iz taşıyan tok bir sarı. Tezgahtar, mahirane bir el hareketi ile kumaşların dalgalarını birleştirdi. Bir saka kuşunun başı ile kanadının yarattığı renk güzelliğine benzer bir parlaklık hasıl oldu. Ateşin içindeki renk oyunlarını görür gibi olmuştuk. Sarı-Kırmızı alevinin takımımız üstünde parıldamasını tasavvur ediyor ve bizi derhal galibiyetten galibiyete götüreceğini tahayyül ediyorduk. Nitekim de öyle oldu."





"Cimbom İsminin Hikayesi..."





Kulubün kurulduğu 1905 yılından itibaren bazı sloganlar kuluple özdeşleşmiş ve tarihsel bir boyut kazanmış. Bu sloganlardan en ekisi Galatasaraylı Ruşen Eşref Ünaydın a ait olan "Dayan Galatasaray" sloganıymış. 1924 yılından itibaren yepyeni bir slogan "RE RE RE RA RA RA GALATASARAY GALATASARAY CİM BOM BOM " ortaya çıkmış... Mektepli mektepsiz binlerce Galatasaraylı artık bu sloganla takımı coşturmaya başlamış maçlarda. Bu sloganı Türkiye'ye getirense Sabit Cinol isimli bir Galatasaray gönülseveri... Cinol, eğitim için İsviçre'ye gidiyor bir dönem; burada Servette kulubünde top koşturmaktayken bu takımın sloganından esinleniyor ve Galatasaray'a uyarlıyor. 75 yıllık bu tarihi slogan bugün takımımız ile özdeş bir isim halini almış durumda...






Devrim niteliğindeki DeFi Protokolü IPOR 22 Mart 2023'te Bitget'te listelenecek

  Bitget, geleneksel finans oyuncuları için IPOR pratik çözümü ile DeFi ve TradFi arasındaki boşluğu dolduracak Victoria, Seyşeller, 20 ...